
Hello everybody. I am talking about films, in this series. I will criticism about films I watced. Actually, it is not exactly criticism. It is more like comment. Because I am not critic. I just talking about films. I say features or scenes what I liked. If I watched another films by the same director, I tell about them too.
Herkese merhaba arkadaşlar. Sndbox için türkçe bir film serisi bu. Seri bayağı uzun sürecek büyük ihtimalle. Önce eski hazırladığım listedeki hoşuma giden filmlerden bazılarını paylaşacağım sonra da yeni filmler izledikçe sürekli olarak her gün ekleyeceğim onları seriye. Daha önceden de sndbox a film serisi yapmıştım ama onu ingilizce yazıyordum. Bu türkçe olacak. Bu postta eskiden yazmış olduğum filmlerden biri olan Mr. Smith Goes to Washington filminden bahsediyorum. Eski yazdığımı okuyan olmuştur belki.

Size yalnız akşamlarınıza eşlik edecek, kahvenizi yudumlarken izleyebileceğiniz, hani şöyle değişik bir film olsa da izlesek diyeceğiniz anlar için ya da lan birisi steemitte yazmıştı şöyle bir film dur bir açıp izleyim bakayım neymiş diye düşüneceğiniz anlar için güzel bir film serisi bu. İzlediğim filmlerden böyle biraz değişik olanları, yani bu fularlı kesim nasıl diyorsa işte biraz sanatsal olanları sizlerle paylaşacağım bu seride. Filmler üstüne biraz konuşacağım. Gerçi pek beceremem film yorumu yapmayı ama kendi çapımda izlerken hissettiklerimi anlatacağım işte size. Fazla da kasmaya gerek yok.
Biraz filmin konusundan bahsedelim. Amerikan hükümetinin bir bölgesinin senatörlüğünü yürüten Sam Foley adında birisi ölmüştür. Hükümet görevlisi Hubert Hopper’ın ölen Foley’den kalan görev için yeni bir atama yapması gerekmektedir. Patronu Jim Taylor, kendi istediği adamı seçmesini isterken, komite yetkilileri reformcu bir adayın seçilmesini talep etmektedirler. Öte yandan çocukları da Boy Rangers’ın yöneticisi Jefferson Smith’i seçmesini isterler. Seçim yapma konusunda kararsız kalan Hopper sonuç olarak iki sebepten ötürü Smith’i seçer: 1) Smith, güvenilir imajıyla halkı memnun edecek 2) Yumuşak başlı kişiliği sayesinde de kendi amaçlarını uygulatması açısından zorluk çıkarmayacaktır. Ancak işler beklendiği gibi gitmez tabiki. Böyle yazınca sanki karışık oldu gibi sanki ama fazla kafa yoran senaryosu yok arkadaşlar. Bu ne şimdi birader demeyin yani :)

Frank Capra filmlerinden benim izlediklerim şunlar:
Aslında izlediğim daha çok filmi var ama hatırlamıyorum pek. Tek tek filmlerden bir kaç sahne açıp bakmam lazım. Düzenli olarak kaydetmedim izlediğim filmleri kesin hatırladıklarımı yazıyorum sadece. Frank Capra' nın türkçe alt yazısı bulunan çoğu filmini izlemişimdir. Bazı filmlerinde alt yazı çıkarmamışlar onları izleyemedim. Bu filmde çok güzel sahneler var. Özellikle mahkeme sahnesi çok etkileyiciydi bence izlerseniz eğer bana hak vereceksiniz. Mahkeme sahnesi olan filmler her nasılsa genelde kaliteli oluyor :) Bu bir tesadüf olabilir mi ne dersiniz :) Mahkeme sahnesi olup da kötü dediğiniz bir film varsa yorumda yazabilirsiniz.
Film bazılarına biraz sıkıcı gelebilir bu tarza alışık olmayanlara ama ilk yarım saatten sonra zaten alışırsınız her halükarda. Önceki postta da ismini andığım James Steward oynuyor bu filmde. Gerçekten çok mükemmel bir oyunculuk sergilemiş bence. Casablanca, Notorious, Lawrence of Arabia gibi efsane filmlerde oynayan Claude Rains de yine on numara iş çıkarmış bu filmde. Neyse azizim uzattım lafı kendinize iyi bakın. İzlemenizi tavsiye ederim bu filmi. Graciasss Amigosss...

