Herkese merhaba arkadaşlar 😊 Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Benim bugün biraz başım ağrıyor ve garip bir halsizliğim var o yüzden bugün yaptığım hiçbir şeye odaklanamadım sadece film izledim oyun oynadım ve bu analizi yazdım. Baş ağrısını hiç sevmem ama genelde nadiren başım ağrıyor ve ilaç içiyorum hemen geçiyor. Bu sefer ne yazık ki baş ağrım ilaç içsem de geçmedi. 🤷♀️
Birkaç gündür film listemde hipnoterapi içerikli bir film vardı. James McAvoy' un başrolde oynadığı harika bir film. Ben James McAvoy filmlerini çok severim. Özellikle Split ve Glass gerçekten iki tane harika film. Az önce Split ile ilgili yazdığım analizi ararken Glass filminin analizini yazmamış olduğunu fark ettim. Tüh, demek bu filmin analizini yazmak için ikinci kere filmi izlemek zorunda kaldım 😂
Film aslında bir hırsızlık olayıyla başlıyor ama daha sonra o kadar dallanıp budaklanıyor ki ne olduğunu tam olarak anlamakta zorlanabilirsiniz. Filmin başrolünde Simon var. Benim favori oyuncularımdan birisi. Kendisi çoklu kişilik bozukluğu rolünü mükemmel bir şekilde yapıyor. Simon bir müzede müzayede müdürüdür ve Franck isimli bir hırsız ile beraber müzede müzayedeye çıkarılan milyonlarca Sterlinlik bir tabloyu çalıyorlar.
Filmin ilk dakikalarında Simon, hırsızlığa karşı nasıl bir önlem aldıklarından bahsediyor ama aynı zamanda hırsızların da bu alınan önlemlere karşı aldıkları önlemlerden bahseder. Hırsızlık eskisi gibi değil artık hırsızlar öncelikle soyacakları yeri araştırıyorlar. Yani bu filmde gelişmiş sanat eseri hırsızlığının da tam olarak nasıl olduğunu öğreniyoruz diyebilir miyiz? Hayır bence 😂 çünkü bu sadece bir film. Ama çok farklı ve çok güzel bir McAvoy filmi.
Aslında bu filmi diğer filmlerden ayıran en büyük şey sadece hırsızlık olayları değil. Yani bu film daha önce izlediğimiz Hırsızlar Şehri gibi bir film değil. Burada hırsızlıktan daha çok şey var. Bunları filmin ilk dakikalarından itibaren anlayacaksınız. Özellikle Elizabeth ve Simon' ın arasındaki ilişkinin aslında ilk görüşte olan bir ilişki olmadığını geçmişte de bir şeyler yaşandığını ve neler yaşandığını öğrenince çok şaşıracaksınız. Her şey aslında birkaç tane hipnoterapi seansından çok fazla. Filmin en sevdiğim kısmı da tam olarak hipnoterapi seansları kısmı 😊
Düşündüm düşündüm ve filmdeki hipnoterapi seanslarının sebebini söylememeye karar verdim. Çünkü eğer hipnoterapi seanslarının sebebini söylersem o zaman filmi izlemekten vazgeçebilirsiniz. Ama şunu söylemek istiyorum ki hipnoterapi seanslarında Elizabeth Simon' ın bilinçaltına çok hızlı bir şekilde giriyor. Bu da aslında birkaç satır önce bahsettiğim kısmı açıklıyor.
İyilikle kalın.