scrobble.life
#tr

Uçuşan Notlar

bosluk.jpg


Yolunu kaybetmişti ve kendini ıssız, kırık dökük ve terk edilmiş sokaklarda bulmuştu. Bir labirentin içerisinde yolunu bulmaya çalışıyor gibiydi. Hangi köşe başından dönerse dönsün, sanki aynı yerlerde dolaşıyordu. Hava kararmıştı artık ve kırık sokak lambalarının aydınlatmaları da çalışmıyordu. Soğuyan hava ve yüzüne çarpan sert rüzgârın etkisiyle titremeye başlamıştı. Geceyi geçirmek üzere, harabe evlerden birinin kapısından içeri doğru girdi.

Adımını attığı anda gelen çıtırtı sesleri; uzun süre önce terk edilen evin, böcekler tarafından işgal edildiğini haber veriyordu. Hemen solunda duran odanın kapısını eliyle iteleyiverdi. Kapının hafif aralanmasıyla, yanından hızla bir gölge geçip dışarı çıktı. İlk anda korkarak hareketsiz kalmıştı fakat çok geçmeden arkasından dışarı atlamıştı. Zaten bu böcek yuvasında kalamazdı.

Sokağın sonunda ilerleyen gölgeyi fark etmişti. Kendini hissettirmeden, gölgeyi takip etmeye koyuldu. Aralarındaki mesafeyi kapayarak, takibi epeyi yakından devam ettiriyordu ama sokak o kadar karanlıktı ki nasıl biri ve kim olduğuna dair hiçbir izlenim edinememişti.

Gölge, birdenbire sokağın ortasında duruverdi. O ise yakalanmamak adına, hemen yanında duran bir evin duvarına yaslandı. Gölge sokağın ortasında öylece dururken, gökyüzünde berrak bir dolunay belirdi. Ay bütün sokağı aydınlatacak kadar ışık sızdırıyordu fakat daha gölgenin kimliğini açığa çıkarmamıştı. Sokağın ortasında duran her kimse hala bir gölge olarak görünüyordu. Gözlerini kısarak ve yaslandığı duvardan sırtını ayırmadan, yan yan ağır adımlar atıp yaklaşarak kim olduğunu anlamaya çalışıyordu lakin an diyebileceğimiz çok küçük bir süre içerisinde, göklerden yeryüzüne çöken bir bulut yığını, gölgenin etrafını sarmaladı.

Öylece duramadı; neler olduğunu anlayabilmek için; bir hışımla kendini bulut yığınının içerisine attı ve kendini bir çukurdan aşağı doğru düşerken buldu.

Sanki “limit x sonsuza giderken” şeklinde bir fonksiyonda x i temsil görevini bu çukur üstlenmiş gibi, düş düş bitmiyordu. Tam yere çakılacağını düşündüğü anda, çukur sanki daha da derinleşiyor ve o düşmeye devam ediyordu.

Bu düşüş; sanki onu zorla çıkarılmış hedefi belirsiz uzun bir otobüs yolculuğunda, hızla giden otobüsün camından dışarıyı izlerken, hayatının tüm karelerine tekrar tekrar şahit olması içindi. Bazı anlar; otobüsün sürat kadranını zorlayacak şekilde, çok hızlı geçip giderken, bazıları ise hiçbir tesis olmayan bir yol kenarında durmuş gibi donduruyordu zamanı. Çakılı kaldığı o anlar nedense varlığının ona ağır geldiği zamanlara denk geliyordu. Bu geçmek bilmeyen anlara dayanabilecek gücü kalmamıştı. Adeta korkunç bir yaratığın pençelerini göğsüne sapladığını hissediyor ve hatta kaburgalarına ulaşarak, yavaş yavaş bir kaşıma hareketiyle oynattığının acısını yaşıyordu.

İşte tüm o sıkıntılı anların tekrarı saatlerce sürerken; diğer bütün keyifli anların birkaç saniyede geçmesi, adalet inancına da zarar veriyordu.

Başından dökülen terler ve gözünden süzülen yaşlar, vücudunun soğukluğunda doluya dönüşerek bacaklarına hızla çarpıyordu ve canının daha fazla acımasıyla yaralanmasına sebeptiler.

Otobüs ani fren yaparak durdu.

O ise artık düşmüyordu.

Siyahın yokluğu en çok temsil ettiği tonda bir karanlığın içerisinde duruvermişti. Ve sessizlik hiç bu kadar kendini yoksun hissettirmemişti.

Etrafı yavaşça kolaçan etmek için yavaş adımlarla dolanmaya başladı. Elleriyle çevreyi yokladı fakat ne bir duvar, ne bir eşya, ne de bir taşa denk gelmemişti. Yere çömeldi ve toprağa ellemeye çalıştı lakin elleri de; ne bir toprak, ne beton, ne bir tahta, ne de asfalt bulamıyorlardı. Koskocaman bir boşluğun ortasında kalakalmıştı.

Bağırmaya, konuşmaya, ses çıkarmaya ne kadar çalışırsa çalışsın olmuyordu.

Sadece ve sadece düşünebiliyordu çünkü insan düşünebilen bir varlıktı. Öyleyse yapacak hiçbir şeyi olmadığına göre, o da artık düşünebilirdi. Tüm düşünceleri kafasında ses olarak belirebiliyordu.

İçine düştüğüm bu boşluk içimdeki boşluğa ne kadar çok benziyor. Ve içimde var olan boşluk ne kadar yokmuş aslında Böyle bir boşluğun var olduğunu iddia etmek bile çok saçma. Bu sadece yokluk ve bir yokluğun ortasında var olmaya çalışmak

Bir boşluğu ne kadar doldurabilirim ki tek başıma. Neden bana bu yükü veriyorsun İlahi? Ya da içimdeki o boşluk beni ne kadar doldurabilmiş ki? Ben bu boşluğu ancak sen bana varlığını hissettirdikçe doldurabilirim. Ama sen neden hissettirmiyorsun? Bana sen hissetmeyi bilmiyorsun diyorlar. Oysaki en az onlar kadar bahaneler arıyorum hissetmeye. Sen ise bizi boşluklarda bırakıp gitmiş gibisin.

Buraya düştüysem, seni aramaya düşmüşümdür. Seninle konuşmaya geldim öyleyse. Yüreğin titremesi nedir bilir misin? Senin yüreğin yoktur elbet ama Senin merhamette sınır tanımadığın söylenir. Ben de seni hep öyle hayal ettim. Ya da ettim mi bilmiyorum Neyse Nasıl dayanırsın bunca merhamete Ve bu kadar merhamet doluyken nasıl ağlamazsın?

İlahi!
Theodorakis’in içimi parçalayan şu müziğini biraz kısar mısın? Seninle böyle konuşuyorum diye senin adına kızanlar olacak Onlar bilmez mi senin merhametini? Bilselerdi onlar da merhametli olurlar mıydı? Onlar onlar… Onlardan sana ne diyeceksin Bana gelelim öyleyse Sana bir şey itiraf etmek istiyorum Ben kimim biliyor musun? Tabii biliyorsundur ama var ettiğin kadarını biliyorsundur Ben sonra çok değiştim (ya tamam onu da biliyorsundur ama bilmiyormuşsun gibi yapasım var, suç mu?) Ben aslında (buraları kimse duymasın diye çok sessiz söylüyorum, daha doğrusu düşünüyorum) Aslında Selim Işık benim ve Turgut Özben de benim Ve hatta Beyaz Mantolu Adam’ım ben Ben tavan arasında Unutulan’ım, Ben Ubor Metenga tehdit mektubu alanım (Gaza gelip sonlarda biraz sesli düşünmüş olabilirim, kimse duymamıştır umarım… ) Ne olursun bunları kimseye özellikle Oğuz Atay’a söyleme Olur mu? Duysun istemiyorum, sonra üzülür o da Zaten bu aralar çoğu kişi kendini bunlarla özdeşleştiriyor, iyice ele ayağa düştü demesin Gerçi onlar da el ayaktı zaten der geçer herhalde Olsun bilmesin

Ama işte ben Yani ben Offf ben ne kadar çok kalabalığım böyle Ve bu kalabalıklar içerisinde neden hiç adam gibi bir insan olmayı beceremiyorum En azından insan olmayı becerebiliyorum değil mi? Yani nasıl olduğumun ne önemi var Bak işte ben düşünebiliyorum Hem de koskoca bir boşluğun içerisinde düşünüyorum Nerede kalmıştım… İşte tüm bunları kendime bile itiraf edemezken, sana açılıyorum Ben bunlar değilmişim gibi görünmek için ne kadar çok elektrik yakıyorum biliyor musun? Bir gün kısa devre yapacağım ve toplumun ortasında yanacağımdan korkuyorum Benim yanmam kimseyi ilgilendirmez ama Ateş tüm insanlara sıçrayacak, ondan korkuyorum İnsanları koru benden Beni de koru benden, ben de insanım Ben insanlardan da korkuyorum ama Lütfen beni insanlardan da koru Ben ne kadar çok korkuyorum böyle Tamam, vazgeçtim, asıl sen beni korkularımdan koru Bu Theodorakis’i susturmaya niyetin yok anladığım Canımı yakıyor ama Anladım ilgilenmiyorsun canımın yanmasıyla

Biliyor musun ben pakete girmiş gıda yemeyi çok seviyorum İyi değil diyorlar bangır bangır ama ben de iyi değilim ki Olsaydım elbette sevmezdim o yapay şeyleri yemeyi Zaten sigarayı da çok içiyorum Kızmayacaksan şimdi de bir tane yakacağım (Yaktığımı düşünüyorum en azından) Bu tarz şeylere kızmayacağından eminim Zaten canımın yanmasıyla ilgilenmiyorsan bunlarla da ilgilenmiyorsundur Ama üzülüyorsundur Sahi sen üzülür müsün? Bence üzülürsün Merhamet üzülmeyi gerektirir Annem de üzülüyor Onun üzülmesine de ben üzülüyorum Ama bazı şeyleri değiştiremiyor insan Her şeyi değiştirmeye ancak senin gücün yeter diyorlar Beni neden bu kadar güçsüz yaptın ki? Ya olduğum gibi görünmeliyim ya da göründüğüm gibi olmalıyım diyor Mevlana Ben ise güçlü gibi görünmeye çalışıyorum Yoksa güçsüz olduğum için mi benim de içimde bu merhamet En azından güçsüzlüğümü arkasına saklayabildiğim için mi? Ama sen hem güçlüsün hem merhametlisin Ben neden olamıyorum? Senle kendimi kıyaslamaya bir son vermeliyim Ama biliyorsun aslında amacım öyle bir kıyas değil Konuyu değiştireyim en iyisi

Oğuz Atay diyorduk (Yani ben diyordum… umarım sen de beni dinliyorsundur) Oğuz Atay 43 yaşında ölmüş Çok erken değil mi? Kafka da 41 yaşında ölmüş mesela Yani sevdikleri bayağı bir üzülmüştür Zamanı geriye almak istemişlerdir Ölümü kabullenmek çok zor, bilmiyorum bunu nasıl anlatabilirim Sen ölmek nedir bilmezsin ki Ben de bilmem gerçi Çünkü ben de hiç ölmedim

İlahi! Saçmalıyorum Theodorakis susmadıkça ben de saçmalamaya devam edeceğim galiba

İlahi! Biliyorum birçok güzellik var hayatımda Ama ben neden yine de böyle girdaplı hissiyatlara denk geliyorum Yani bir yerlerde bir eksiklik, bir hata var gibi Bak işte içine düştüğüm bu boşluk Neden geldi de beni buldu? Yoksa ben mi onu buldum? Boşluk bulmaya mı kuruldum ben bu hayatta? Burası nasıl bir boşluktur ki içimi hatırlatıyor?

İlahi! Sesim bile çıkamazken sesimi duyuyorum Bir de şu Theodorakis’i Tüm bu boşluğu da benim mi doldurmam gerekiyor acaba? Tamam öyle olsun Önce yer olsun ayaklarımın altında Sonra şurada ağaçlar olsun Şurada da bir ev olsun Çocuklar olsun İnsanlar olsun Oluyor sanırım Bir kağıt olsun Bir de kalem Bu konuşmaları (tek taraflı da olsa) yazayım bir kenara Sonra da oldurmaya devam edeyim Yazıyorum işte bak ama dışarıdan vasat bir hikâyeci gibi anlatmalıyım (Şşşş benim kim olduğumu bir tek sen biliyorsun, ben bile daha emin değilim) Off sıcak da oldu ha Biraz rüzgar da ols……

Balkonda oturmuş, dışarıda oynayan çocukları seyrederken; rüzgârda uçuşa uçuşa gelen bir kağıt parçasından okuduğum saçmalıklardı tüm bunlar. Enteresan olan kısmı Theodorakis’in bestesi Weeping Eyes’ın Sinem Irmak performansını dinlediğim anlara denk gelmiş olmasıydı.

Hay bin Mikis Theodorakis!



Story & Image Copyright: OTahirZGN ZAK000.png

Comments · 15

  • @steemitboard(66)· 2697d

    Congratulations @tahirozgen! You received a personal award!

    Happy Birthday! - You are on the Steem blockchain for 1 year!

    You can view your badges on your Steem Board and compare to others on the Steem Ranking

    You can upvote this notification to help all Steem users. Learn how here!

  • @steemitboard(66)· 2698d

    Congratulations @tahirozgen! You have completed the following achievement on the Steem blockchain and have been rewarded with new badge(s) :

    You got more than 2750 replies. Your next target is to reach 3000 replies.

    You can view your badges on your Steem Board and compare to others on the Steem Ranking If you no longer want to receive notifications, reply to this comment with the word STOP

    Do not miss the last post from @steemitboard:

    The Steem blockchain survived its first virus plague!

    You can upvote this notification to help all Steem users. Learn how here!

  • @netknight(53)· 2699d

    Bu düşüş; sanki onu zorla çıkarılmış hedefi belirsiz uzun bir otobüs yolculuğunda, hızla giden otobüsün camından dışarıyı izlerken, hayatının tüm karelerine tekrar tekrar şahit olması içindi.

    hocam bu ne kadar güzel bir betimlemedir böyle, çok beğendim.

    Başından dökülen terler ve gözünden süzülen yaşlar, vücudunun soğukluğunda doluya dönüşerek bacaklarına hızla çarpıyordu ve canının daha fazla acımasıyla yaralanmasına sebeptiler.

    burada death metalci tahirözgen'i görüyoruz. bir cannibal corpse şarkısı olarak "i will make your tears get colder and hit your legs harshly". :D

    Elleriyle çevreyi yokladı fakat ne bir duvar, ne bir eşya, ne de bir taşa denk gelmemişti.

    doğrusu, cümle sonu "gelmişti" ile bitmeliydi hocam.

    sonuç olarak kalemin epey kuvvetli, bazı cümleleri tekrar tekrar düşündüğüm yerler oluyor. hayalgücü böyle bir şey demek ki hocam, eline sağlık :)

  • @ierkose(40)· 2703d

    ''Nasıl hissedeceğini şaşırmış bir vaziyetteyim Duygular, düşünceler arap saçına dönmüş Kimseler üzülmesin diye düşünen o adam Ruhunun orta yerinde ölü bulunmuş

    Zihninin derinlerinde ne bulunur insanın Verdiği mutluluk mu donmuş nehre uzanmanın Nerdedir bu kendi kendine yardım bölümü? Epeyce bi' vakittir onu aramadayım

    Ama belki de hataların hepsi benim Belki de şikayet etmemeliyim Bütün zayıflıklarım ve başıma bela bu canavarlar Beni boğmadan onları ben yok etmeliyim

    Satmak istedim bugün bütün saatlerimi Artık onların da ölçebileceği bi' zaman yok Göklerin yarıldığı bi' gün olmalı bugün Zamanın dışındayım, süzülüyorum'' BİRİLERİ

    Eline sağlık..Düşünen insan olmak önemli:) İznin olursa insta fotoğraflarıma yazdıklarından bir cover yapayım:)

  • @c-squared(61)· 2703d

    Bu yazı Curation Collective Discord Sunucusunda küratörlere önerilmiş ve manuel inceleme sonrasında @c-squared topluluk hesabından oy ve resteem almıştır.
    This post was shared in the #turkish-curation channel in the Curation Collective Discord community for curators, and upvoted and resteemed by the @c-squared community account after manual review.
    @c-squared runs a community witness. Please consider using one of your witness votes on us here
  • @avina(62)· 2703d

    Öncesinde savaşın harabeye çevirdiği bir dünyanın (yani bana çağrıştırdığı) içinden bende gölgenin peşinden o boşluğa düşmek istedim, sonra asıl bütün insanlığın yapması gereken

    Sadece ve sadece düşünebiliyordu çünkü insan düşünebilen bir varlıktı. Öyleyse yapacak hiçbir şeyi olmadığına göre, o da artık düşünebilirdi.

    eylemi en doğru şekilde yapmadığımızı hissettim, bu arada @etasarim o kağıt uçuşup geliyor gerçekten hangi gerçeğin içinde olduğumuza bağlı tabi :) Doğrusunu söylemek gerekirse sürükleyip durdun dostum yüreğine sağlık...

  • @arcange(79)· 2704d

    Congratulations @tahirozgen! Your post was mentioned in the Steem Hit Parade in the following category:

    • Pending payout - Ranked 10 with $ 106,34
  • @baycan(68)· 2704d

    Beni neden bu kadar güçsüz yaptın ki? Ya olduğum gibi görünmeliyim ya da göründüğüm gibi olmalıyım diyor Mevlana Ben ise güçlü gibi görünmeye çalışıyorum.

    Yazınızı okumaya başlayınca mezarlıktan bahsettiğinizi düşünsem de çok geniş kapsamlı bir konu almışsınız. Yine kendi ruhunuzla baya bir dertleşip gizliden içinizi dökmüşsünüz:) Hepimizin ruhundan bir parça yansıtmışsınız.

    Gerçekten çok güzel yazmışsınız. Bu sefer abuk kuşlar ikinci planda kalmış sanki 😊

  • @sudefteri(67)· 2704d

    harika betimlemelerinle hikâyenin içine çekilip de sanki orada bırakılmış gibi hissettim; acaba rüzgârda uçuşarak gelen o kağıt parçasını okuyanlar içinde mi hapsoluyordu? galiba öyle..

    İlahi! Biliyorum birçok güzellik var hayatımda Ama ben neden yine de böyle girdaplı hissiyatlara denk geliyorum Yani bir yerlerde bir eksiklik, bir hata var gibi

    benim de kendime sorduğum bu soruyu bu şahâne müzikle birlikte okumak güzeldi, cevabı da var mıydı acaba..🙇‍♀️

  • @maonx(72)· 2704d

    Tam da boşluğa düşmüş birisi için bestelemiş mübarek sanki. Ben hep Dursun Ali Erzincanlı şiirlerinde duyuyordum. Sinem Irmak'ın performansı da mükemmel doğrusu.

    Ellerinize sağlık hocam, çok güzeldi. Yine hayranlıkla okudum.

  • @steem-plus(74)· 2704d

    Hi, @tahirozgen!

    You just got a 4.07% upvote from SteemPlus! To get higher upvotes, earn more SteemPlus Points (SPP). On your Steemit wallet, check your SPP balance and click on "How to earn SPP?" to find out all the ways to earn. If you're not using SteemPlus yet, please check our last posts in here to see the many ways in which SteemPlus can improve your Steem experience on Steemit and Busy.

  • @minnowsupport(72)· 2704d

    Congratulations! This post has been upvoted from the communal account, @minnowsupport, by tahirozgen from the Minnow Support Project. It's a witness project run by aggroed, ausbitbank, teamsteem, someguy123, neoxian, followbtcnews, and netuoso. The goal is to help Steemit grow by supporting Minnows. Please find us at the Peace, Abundance, and Liberty Network (PALnet) Discord Channel. It's a completely public and open space to all members of the Steemit community who voluntarily choose to be there.

    If you would like to delegate to the Minnow Support Project you can do so by clicking on the following links: 50SP, 100SP, 250SP, 500SP, 1000SP, 5000SP.
    Be sure to leave at least 50SP undelegated on your account.

  • @edebiyat(63)· 2704d

    Kendini Oğuz Atay ve kahramanlarıyla özdeşleştirmen güzel; ama Tanrı ile özdeşleşmek cesaret ister. Buna nasıl izin verebiliyor, anlamıyorum. Aranızda ne olduğunu bilmiyorum; fakat kesinlikle kafanızın hoş olduğuna inanıyorum. Oğuz Atay ve karakterleri tamam da Tanrıyı neden yoldan çıkarıyorsun @tahirozgen? Adam ilah ya. Yok böyle bir şey. Çok tehlikeli. Günün birinde o boşluğa tekrar düşersen kendini özdeşleştirecek daha üst bir varlık bulamayacaksın. En üst oydu onu da kullandın. Biraz da kıskandığımı söylemek isterim bu noktada.

    Bir dost.

  • @doctorbishop(63)· 2705d

    Ah sevgili özgen ah. Oldukça iyisin. Sırf şu yazının hakkını verelim diye kayboldun değil mi? Bilirim ben seni. Değerli şeylerin değeri bilinsin istersin :D

    Yazının kurgu kısmında harika benzetmelerin var. Her zaman yaparsın da bu kez daha çok dikkat çekiyordu. Bir türlü yakınsamayan x gibi... Sonlara doğru biraz dağıldım ama antrenmansızlıktan tamamen. Bir de google'a girip Theodorakis yazmam gerekti.

    Ha bir de Merhaba :)

  • @etasarim(63)· 2705d

    Balkonda uçuşa uçuşa gelen bir kağıt konusunda ciddi değildiniz sanırım :)

    Gayet somut bir hikayeden nasıl olaylar böyle soyutlaştı anlamadım ama güzeldi hocam elinize sağlık. Yer yer @sahinadm hocam aklıma gelse de yok dedim ya bunu yazan @tahirozgen hocam :) Özellikle şu kısıma dikkat çekmek istiyorum :

    Ama işte ben Yani ben Offf ben ne kadar çok kalabalığım böyle