
Hello everybody. I am talking about films, in this series. I will criticism about films I watced. Actually, it is not exactly criticism. It is more like comment. Because I am not critic. I just talking about films. I say features or scenes what I liked. If I watched another films by the same director, I tell about them.
Herkese merhaba arkadaşlar. Sndbox için türkçe bir film serisi bu. Seri bayağı uzun sürecek büyük ihtimalle. Önce eski hazırladığım listedeki hoşuma giden filmlerden bazılarını paylaşacağım sonra da yeni filmler izledikçe sürekli olarak her gün ekleyeceğim onları seriye. Daha önceden de sndbox a film serisi yapmıştım ama onu ingilizce yazıyordum. Bu türkçe olacak. Bu postta eskiden yazmış olduğum filmlerden biri olan In The Mood For Love filminden bahsediyorum. Eski yazdığımı okuyan olmuştur belki.

Size yalnız akşamlarınıza eşlik edecek, kahvenizi yudumlarken izleyebileceğiniz, hani şöyle değişik bir film olsa da izlesek diyeceğiniz anlar için ya da lan birisi steemitte yazmıştı şöyle bir film dur bir açıp izleyim bakayım neymiş diye düşüneceğiniz anlar için güzel bir film serisi bu. İzlediğim filmlerden böyle biraz değişik olanları, yani bu fularlı kesim nasıl diyorsa işte biraz sanatsal olanları sizlerle paylaşacağım bu seride. Filmler üstüne biraz konuşacağım. Gerçi pek beceremem film yorumu yapmayı ama kendi çapımda izlerken hissettiklerimi anlatacağım işte size. Fazla da kasmaya gerek yok.
Bir Emir Kutirica filmi. Gerçekçi bir film izlemek istiyorsanız işte bu tam olarak o film. Hayatımda izlediğim en gerçekçi ve etkileyici filmlerden biri. Bir de gerçek çingene diliyle çekilen ilk film olma özelliğini taşıyor. Sanki birisi eline kamera almış da çingenelerin arasına dalmış kimseye haber vermeden gizli gizli çekmiş oradaki hayatı. Öyle bir film. Ulan o hindinin zıplayışı bile buram buram gerçeklik kokuyor. O virane evler, çamur yollar, hareketli ve anı yaşayan insanlar... Goran Bregoviç in müzikleri ile süslenen bu film gerçekten içinize işleyecek emin olun. Perhan'ın halasının tek kuzusu olması ve oğlunun onun yerine gelmesi etkileyici sahnelerden... Bir de o trenden bakışı var ki babasına ümide açılan ümitsizlik gibi. Dönemi eleştiren deli gibi takılan bir adamın aslında ne kadar doğru düşüncelere sahip olduğunu da görebiliriz. Gerçekten film izledim diyebileceğiniz bir film bu.

Filmi özetleyecek olursam, Perhan Romanya'da büyükannesiyle yaşayan yeniyetme bir çingenedir. Çingenelerin doğayla bütün ve kendilerine has atmosferinde, Perhan da biraz kendi iç dünyasında biraz da kız arkadaşının aşk ateşinin içinde yaşamaktadır. Genç çingene, duygu yoğunluğu yaşadığında nesneleri uzaktan hareket ettirebilmektedir de. Mafyatik işler peşindeki Ahmed, ondan yararlanmak için Perhan' ı kendisiyle birlikte şehre gelmeye ve yaşadığı yeri terketmeye ikna eder.
Perhan bu yeni hayata tek bir şey için katlanır: yeterince para biriktirmek ve sevdiklerine geri dönüp evlenebilmek. Bir yandan da bacağından ameliyat olmak için onlardan ayrılan kız kardeşini bulmayı ummaktadır. Film, telekinezik güçlere de sahip olan Perhan adında bir çingene' nin, genç yaşta Yugoslavya'nın küçük bir köyünden çıkıp Milano'da bir suç şebekesine dahil oluşunu, Azra ile yaşadığı aşk ve kız kardeşi Danira'ya uzun süre sonra tekrar kavuşmak için gösterdiği çabalar etrafında anlatır. Filmde mükemmel bir söz geçer:
"Çingeneler özgür oldukları için gezerler; çaresizliklerinden değil."

Filmin müzikleri de çok efsanedir. Hele bir Ederlezi var ki filmi bırakın normal dinlerken bile sizi alıp bir yerlere götürür. Öyle etkileyici bir müzik. Açıp dinleyebilirsiniz bence filmi izlemeyecekseniz bile. Böyle eski ve muhteşem filmleri geç izleyince kendime kızıyorum niye bu zamana kadar izlemedim diye. Neyse filmde geçen muhteşem birkaç söz daha var onları da yazayım:
"Oğlum, sana diyeceğim: hayat bir hiledir. Yarın sabah, kader seni dibe batırabilir."
"Ruhumu zaptedip dans eden bir ayıya çeviriyorlar. Kanatlarımı koparmak istiyorlar, kanatları olmayan bir ruh nedir ki? Benim ruhum özgür. Bir kuş gibi özgür. Yükseklere çıkıp sonra aşağıya iner. Bazen gözyaşı döker, bazen de şarkılar söyleyip kahkahalar atar.."
Kesin izleyin bu filmi arkadaşlar. Yani biraz da olsa kendi çapımda bir film kültürü olan birisi olarak söylüyorum bu filmi izlemediyseniz bir şeyler kaçırmışsınız demektir.
Comments
No comments yet — be the first.



